Tags: | Categories: Röportaj Posted by Editorial on 30.11.2014 22:32 | Yorumlar (0)

Itnetwork'ün (www.itnetwork.com.tr) Radore Genel Müdürü Zeki Kubilay Akyol ile yapmış olduğu röportajı siz okyucularımızın bilgisine sunarız.

Önceliğimiz her zaman insandır…

Radore Genel Müdürü Zeki Kubilay Akyol dergimize, Radore’nin yeni yatırımlarını, yatırım sonrası sektördeki konumunu ve genel olarak Datacenter sektörünü değerlendirdi. Akyol, son yaptıkları yatırım ile 2.500 m² kapalı alana sahip olduklarını ve 10.000 sunucu kapasitesine ulaştıklarını belirtti…

Radore’nin kuruluşundan bu yana hayat serüvenini anlatır mısınız?

Radore, 2004 yılında üç sunucu ile başlayan veri merkezi serüvenini, bugün 1.000 m2 veri merkezi alanı (white space) ve yaklaşık 10.000 sunucu kapasitesine ulaştırarak sektörün hem deneyimli, hem de önemli oyuncularından birisi haline geldi. Faaliyetlerimize önce küçük web sitelerini bünyemizde barındırdığımız paylaşımlı web hosting hizmeti ile başladık. İlk yıl başka veri merkezlerinin sistem odalarından bu hizmeti sağladık. 2005 yılında ise kendi adımıza ilk yatırımımızı yaparak 5-6 metrekarelik bir odaya sistem kurduk. İlk yerimizde 2009 yılına kadar toplamda 200 sunucuya kadar ulaştık. 2009 yılında da yeni bir yatırım ile MetroCity’ye taşındık. Şu anda 3.000’e yakın aktif sunucu ile hizmet veriyoruz. Son yatırımlarımızla sunucu barındırma ve kiralama hizmetinin yanında kafes kiralama hizmeti de sunmaya başlıyoruz.
Dolayısıyla daha büyük ve daha güvenli bir altyapı isteyen müşterilerimiz kendilerine ait özel ve ayrılmış kafeslerde hizmet alabilecekler.

Datacenter’ınızın fziksel yapısından ve sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?

Radore olarak veri merkezi hizmetleri dâhilinde sunucu barındırma (kafes ve kabin kiralama) başta olmak üzere, sunucu kiralama, Cloud IaaS (bulut bilişim altyapı hizmetleri), CDN (lokasyon bazlı içerik dağıtım ağı), paylaşımlı web hosting servisleri, internet erişim hizmetleri ve lisans kiralama hizmetleri sunuyoruz.

Veri merkezimizin fiziksel yapısını anlatacak olursak;
Toplam 2 MW’lık enerji kapasitemizi MetroCity Plazaları’nın iki farklı dağıtım trafosundan alıyoruz. Yeni yatırımımız sonrasında veri merkezimizin şu anda yüzde 25’lik kısmı dolu. Radore Datacenter tam doluluk noktasında 10 bin sunucuya ev sahipliği yapabilecek kapasiteye sahip. 3 yıl içerisinde doluluk kapasitemizi yüzde 75’e ulaştırmayı hedefiyoruz. Veri merkezimizin soğutması için “Free Cooling Chiller” teknolojisi kullanıyoruz, yani soğutma altyapımız “Chiller” hassas klimalar ve pompalardan oluşuyor. Soğutma sistemimiz N+1 yedekli olarak tasarlandı. İnternet erişim hizmetini yedi farklı internet servis sağlayıcı ile müşterilerimize sunuyoruz.

Radore veri merkezinde 10 Gigabit Ethernet ara yüzlerini kullanıyoruz. Network’de kullandığımız bu yüksek kapasite sayesinde, müşterilerimizin anlık ya da kalıcı yüksek kapasite ihtiyaçlarına ağ üzerinde hiçbir fiziksel ya da yazılımsal değişiklik yapmadan rahatlıkla yanıt verebiliyoruz. Ayrıca ana omurga seviyesindeki tüm network cihazlarımız birden fazla enerji kaynağı ile beslendiği için, Radore’nin omurgası UPS arızalarına dahi direnç gösterebilmekte. Bu yedekli ana omurga sayesinde ihtiyaçlar doğrultusunda tek servis sağlayıcıdan bağımsız olarak yedekli internet erişimi sağlayabiliyoruz.

Radore Datacenter, RIPE NCC tarafından Türkiye’ye atanmış tüm IP rezervinin yüzde 0,5’ini tek başına yönetmekte ve bu istatistikle, Türkiye’deki en büyük IP ağına sahip özel veri merkezi unvanını taşımaktadır. Radore Datacenter’ın bulunduğu MetroCity Alışveriş Merkezi, 7×24 dijital ve fiziksel olarak izleniyor ve belirli saatler dışında yetkilendirilmiş personel haricinde binaya giriş yapılmasına izin verilmiyor.

Fiziksel güvenlik önlemlerinin yanı sıra veri merkezimiz, yangın ihbar ve FM200 gazlı ve aersol tozlu yangın önleme sistemi, su ve nem kontrol sensörleri, enerji kontrol yazılımları ve erişim takip yazılımları aracılığı ile 7×24 izleniyor.

Radore olarak Datacenter hizmetinizden ve bu bağlamda iş ortaklarınıza sunduğunuz çözüm ve artılarınızdan bahseder misiniz?

Bugüne kadarki datacenter hizmetlerimizde mühendislik altyapısı daha ön planda bulunuyordu. Günümüzde artık bunun önemi giderek azalıyor. Çünkü herkes artık aynı tip ve aynı kalite cihazlarla hizmet sunmaya başladı. Dolayısıyla burada rekabet biraz daha ön plana çıktı. Biz de bu noktada farklılaşmamız gereken bazı hususları ön plana çıkartıyoruz. Bunlardan en önemlisinin insan olduğunu düşünüyorum.

Radore olarak donanımlı insan kaynağına yatırımımızı her zaman ön planda tutuyoruz. Radore olarak verdiğimiz hizmetler ve hizmetlerimizdeki müşteriye göre esnek yapıda olmamız bizim en önemli avantajımız.

Ölçek bazlı olarak düşünürsek ağırlıklı olarak hangi ölçekteki frmalara hizmet sağlıyorsunuz?

Çok farklı sektörlere ve kurumlara hizmet üretiyoruz. Kişisel sunucu kiralama hizmeti alan bireysel müşterilerden, tüm operasyonlarını bizde barındırdıkları sunucular üzerinden yürüten kurumlara kadar geniş bir yelpazeyi portföyümüzde bulunduruyoruz. Ağırlıklı olarak Kurumsal ve KOBİ niteliğindeki firmalara daha fazla hizmet sunduğumuzu söyleyebilirim.

Kamu tarafında da hizmet verdiğimiz kurumlar mevcut. Ancak kamu tarafındaki firmalar daha çok kendi veri merkezlerini kurma odaklı ilerleme tercih ettikleri için, oradaki algının değişmesi zaman alacak diye düşünüyorum. Bu noktada bazı belediye ve üniversitelere hizmet sunuyoruz.

2014 yılını değerlendirdiğinizde şu ana kadar planlarınızın neresindesiniz?

Radore olarak yeni veri merkezi yatırımımıza 2013’ün son çeyreği gibi başlamıştık. İlk testimizi de 2014’ün ilk çeyreğinde yaptık. Eski veri merkezimizdeki mevcut yapımızı yeni yerimize taşıyoruz. Eski alanımızı da yeniden revize edip tekrardan hizmete sunmak için çalışmalarda bulunuyoruz. 2014 yılı aslında bizim için datacenter anlamında yatırımımızı büyütmek, eski yapımızı revize etmek ve altyapı çalışmaları ile geçti.

2015 yılına dair hosting ve datacenter alanlarında beklentileriniz nelerdir? Pazar nasıl bir değişim gösterecektir?

2015 yılı içerisinde şu an için biri inşaat aşamasında, bir diğeri tasarım aşamasında olan iki tane büyük veri merkezinin sektöre gireceği konuşuluyor. Bu tarz büyük yatırımların olması, diğer yabancı yatırımcıların da Türkiye’ye bakış açılarını geliştiriyor. Bu da sektörün olgunlaşması ve pazarlanması anlamında bence büyük önem taşıyor.

Radore olarak pazarın büyümesi, pazara yeni oyuncuların eklenmesi, küçük çaplı işletmelerin büyümesi ve rekabetin artmasından memnuniyet duyuyoruz. Türkiye geniş perspektiften bakıldığında gelişmekte olan pazar algısının devam ettiği ve veri merkezi adına algının hala istenilen seviyede yerleşmediği bir konumda bulunuyor. İnsanlar ve kurumlar hala sunucuları satın almayı ve bunu kendi sistem odalarında barındırmayı tercih ediyorlar. Bu algının 2015 yılında biraz daha kırılacağını ve pazarın büyüme göstereceğini düşünüyorum.

Tags: , , | Categories: Etkinlik Posted by Editorial on 11.11.2014 09:20 | Yorumlar (0)

ICANN DNS Forum'u 18 Kasım 2014 Tarihinde,  Garanti Bankasi Genel Mudurluk binasında gerçekleştirilecek. Sektörden isimtescil ve IHS Telekom'un da yer alacağı etkinlğin ayrıntılarına aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.

Tags: , , | Categories: Röportaj Posted by Editorial on 11.11.2014 01:42 | Yorumlar (0)
DonanımHaber'in İsimtescil.net yöneticilerinden Melih Andıç ile yapmış olduğu röpotaj. Alanadına dair güzel bir içerik.

Tags: , , , , , | Categories: Haber Posted by Editorial on 01.11.2014 21:27 | Yorumlar (2)

Müşterilerden gelen ticket'ları yanıtlayan her web hosting profesyonelinin en sıkıntı çektiği konuların başında "kendini doğru ifade edemeyen müşteriler" gelir. Soru sormayı bilmezler, huysuzdurlar, sizin telepati yolu ile sorunu anlayıp çözmeninizi beklerler. Bu müşteri tipleri işe olması gerektiğinden 2 katı zamana neden olurlar, sonuç odaklı olmadıkları içinde sorunun çözümünden ziyade eleştirel bir yaklaşım sergilerler. 

Ne yazıkki bundan kaçış yok! Fakat Thyrsus Enterprises'dan Rick Moen'ın yazdığı ve belgeler.org'dan Osman Yüksel (sonsuzdongu.com), Yalçın Kolukısa ve Necdet Yücel'in Türkçe'ye çevirdiği "Doğru Düzgün Soru Sormanın Yolları" müşterilerinize kılavuz olacak nitelikte bilgiler taşıyor.

Yazının Orjinali: http://belgeler.org/howto/smart-questions-asking.html#smart-questions-chooseforum

Sorarken
Forumu dikkatlice seçin
Sorunuzu nereye soracağınıza iyi karar verin. Şayet aşağıdakileri yaparsanız, dikkate alınmayabilir veya bir zavallı muamelesi görebilirsiniz:
  • Sorunuzu, konu ile alakasız bir foruma göndermek
  • İleri seviye konuların tartışıldığı bir foruma, başlangıç seviyesinde bir soru göndermek veya tam tersini yapmak
  • Çok fazla haber grubuna birden posta atmak
  • Tanımadığınız veya sizin sorununuzu çözmekle mükellef olmayan birilerine özel ileti göndermek
Üstatlar, kendi iletişim kanallarının allak bullak olmasını önlemek için, konu dışı soruları soranlara hiddetlenirler/köpürürler. Bunun başınıza gelmesini istemezsiniz.
Bu nedenle yapılacak ilk şey doğru forumu bulmaktır. Google ve diğer arama motorları bu konudaki en büyük yardımcılarınız olacaktır. Sorun çıkaran donanım veya yazılım ile en alakalı görünen proje sayfalarını bulmak için arama motorlarını kullanın. SSS arşivlerine, proje ileri listelerine ve onların arşivlerine ulaşmanızı sağlayacak bir bağ bulabilirsiniz. Şayet kişisel çabalarınız (SSS sayfalarını ve kılavuzları okumak gibi) sorunu çözmeye yetmezse, e-posta listeleri gidebileceğiniz son yerlerdir. Eğer proje sayfasında hata raporlama yöntemi anlatılıyorsa veya bir bağ varsa onu takip edin.
Unutmayın ki tanımadığınız bir kişi ya da foruma bir ileti göndermek her zaman için riskli bir iştir. Örneğin; bilgilendirici bir web sayfasının yazarının sizin ücretsiz kişisel danışmanınız olmayı istemesini beklemeyin. Sorunuzun iyi karşılanacağını yönünde iyimser fikirlerle hareket etmeyin. Emin değilseniz ya başka bir listeye gönderin ya da göndermekten tamamen vazgeçin.
Bir forum, haber grubu ya da e-posta listesini seçerken, ismine çok fazla güvenmeyin. SSS veya açıklamaları okuyun ve orasının sizin için en uygun yer olduğuna emin olun. Sorunuzu göndermeden önce, geçmiş ileti trafiğine bir göz atın ve orada işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenin. Aslında, sorunuzu göndermeden önce posta listesinde ya da haber grubu arşivlerinde anahtar kelimeleri kullanarak bir araştırma yapmak oldukça akıllıca bir yöntemdir. Bu sayede bir cevap bulabilirsiniz. Bulamasanız bile, sorunuzu daha iyi açıklamak ve daha iyi bir cevap alabilmek için ipuçları elde edebilirsiniz.
Mümkün olan bütün yardım kanallarını birden kullanmayın. Bu insaları rahatsız eder, bundan kaçının.
Sorunuzun hangi konu içinde olduğunu bilin! En büyük klasik hatalardan birisi Unix veya Windows programlama arabirimleri hakkındaki soruları, bir dile veya kitaplığa adanmış bir foruma sormaktır. Bunun neden büyük bir gaf olduğunu anlayamıyorsanız, bunu anlayana kadar hiç soru sormayın.
Genel olarak, konu ile alakalı iyi seçilmiş bir genel foruma gönderilecek bir soru, özel bir tanesine gönderilmiş aynı sorudan daha iyi cevaplar almaya adaydır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan biri basitçe, cevap verebilecek potansiyel kişi sayısıdır. Diğeri topluluğun boyutudur; üstatlar küçük bir grup yerine geneli eğitecek soruları tercih ederler.
Yetenekli üstatların ve yazılım geliştiricilerin normaldan çok fazla hatalı/yanlış yönlendirilmiş iletiler aldığını unutmayın. Bu zararlı akıntıya katkıda bulunarak, insanları yaptıkları iyiliklerden dolayı pişman etmeyin, bardağı taşıran damla olmayın. Sizce bir mesaj önemli olmayabilir ama binlercesi bir araya gelirse çığ oluşabilir. Bir kaç kez, popüler projelerin katılımcılarının, bu saçma ve dayanılmaz e-posta trafiği yüzünden, desteklerini çektiklerine şahit oldum.
Acemileri hedefleyen İnternet ve IRC forumları genellikle en hızlı cevapları verirler
Yerel kullanıcı grubunuz veya Linux dağıtımınız, acemiler için bir İnternet forumu veya IRC kanalını tavsiye edebilir. (İngilizce konuşulmayan ülkelerde hala çaylaklar için çoğunlukla e-posta listeleri kullanılmaktadır). Buralar, özellikle basit veya genel bir sorun ile karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız, cevap aramaya başlamak için en doğru yerlerdir. Bilinen bir IRC kanalı, soru sormaya açık davettir ve gerçek zamanlı olarak cevap bulabileceğiniz yerlerdir.
Şayet size sorun çıkaran uygulama bir dağıtım ile birlikte gelmiş ise (günümüzde bu oldukça yaygındır), uygulamanın proje forumu/listesine sormadan önce, dağıtımınızın forum veya listelerine sormak daha uygun bir yoldur. Proje üstatları sadece "kodlardan derlemeyi deneyin / bizim paketlerimizi kullanın" diyebilirler.
Bir İnternet forumuna sorunuzu yollamadan önce, bu forumun arama özelliği olup olmadığını kontrol edin. Şayet varsa, sorununuzla alakalı bir kaç kelime kullanarak arama yapın, bu şekilde sorunlarınızı çözebilirsiniz. Daha önceden İnternet genelinde bir arama yapmış olsanız bile, forum içinde arama yapmayı ihmal etmeyin. Kullanmış olduğunuz arama motoru bu forumu indekslememiş ya da bilgileri güncellememiş olabilir.
E-posta yöntemi daha çok geliştiriciler arasında kullanılırken, projelerin kullanıcı desteklerinin İnternet forumları veya IRC kanalları üzerinden yürütülme eğilimi hızla artış göstermektedir. Bu nedenle projeye özgü bir sorun için yardıma ihtiyacınız varsa, ilk önce buralara bakınız.
İkinci adım olarak proje posta listelerini kullanın
Şayet bir projenin geliştiriciler için posta listesi varsa, sorularınızı bu listelere gönderin. Sorunuza kimin en iyi cevabı vereceğine emin olsanız bile, soruları özel eposta olarak göndermeyin. Projenin kılavuz sayfalarını ve ana sayfasını kontrol edip, e-posta listelerinin adresini bulun ve bu listeleri kullanın. Bu şekilde davranmanın oldukça mantıklı birkaç sebebi vardır:
  • Bir geliştiriciye sorulmayı hakedecek kadar iyi bir soru, bütün grubun dikkatine sunulmayı hakediyor demektir. Tersine şayet sorunuzun posta listelerine sorulamayacak kadar aptalca olduğundan şüpheleniyorsanız, bunun proje geliştiricilerini rahatsız etmek için bir özür olmadığını da bilmelisiniz.
  • Listelere soru sormak yükü geliştiriciler arasında dağıtır. Herhangi bir geliştirici (özellikle projenin lideri) sizin sorunuza cevap veremeyecek kadar meşgul olabilir.
  • Pek çok e-posta listesi arşivlenmektedir ve bu arşivler arama motorları tarafından kaydedilmektedir. Eğer sorunuzu listeye sorar ve cevap alırsanız, başkası aynı soruyu sormak yerine sizin sorunuzu ve cevabı internette bulabilir.
  • Eğer belirli soruların sıklıkla sorulduğu görülürse geliştiriciler bu bilgiyi belgelendirmelerini ya da yazılımın kendisini karmaşıklığı azaltacak şekilde geliştirmek için kullanabilirler. Eğer bu sorular özelden sorulursa kimse resmin tamamını göremeyeceğinden hangi soruların sıklıkla sorulduğunu bilemez.
Eğer bir projenin "kullanıcı" ve "geliştirici" (ya da "üstat") posta listesi veya forumu varsa ve siz kod geliştirme yapmıyorsanız sorunuzu "kullanıcı" listesine/forumuna sorun. Geliştiriciler listesinde hoş karşılanacağınızı düşünmeyin.
Bununla birlikte, eğer sorunuzun aşikar olmadığını düşünüyorsanız ve "kullanıcı" listesinden/forumundan günlerce cevap alamazsanız "geliştirici" listesini deneyin. Buraya bir mesaj göndermeden önce birkaç gün yerel gelenekleri öğrenmeye çalışmanız iyi olacaktır (aslında bu tüm özel ya da yarı-özel listeler için yararlı bir öğüttür).
Şayet projenin posta listesinin adresini bulamaz ama projenin geliştiricisinin adresini bulursanız, bu geliştiriciye yazmaktan çekinmeyin. Bu durumda bile, bir posta listesi olmadığını düşünmeyin. Gönderdiğiniz iletide, bir posta listesi aradığınızı ama bulamadığınızı belirtin. Ayrıca bu mesajınızın diğer kişilere gönderilmesine bir itirazınız olmadığını da belirtin. (Bazı insanlar özel e-postalarının, içlerinde gizli bir şey olmasa bile, özel kalması gerektiğini düşünürler. Mesajınızın diğer insanlara da gönderilmesine izin vererek, sizin iletinizin nasıl ele alınması gerektiği konusunda bir seçim hakkı vermiş olursunuz.)
Anlamlı ve duruma uygun konu başlıkları kullanın
Posta listelerinde ve haber gruplarında göndermiş olduğunuz iletinin başlığı, sizin ilk izleniminiz açısından oldukça önemlidir. 50 ya da daha az miktarda karakterden oluşan bu başlıklar uzmanların, konuya olan ilgilerini sağlamak açısından oldukça önemlidir. Bu hakkınızı "Lütfen bana yardım edin" gibisinden saçmalıklar ile harcamayın ("LÜTFEN YARDIM EDİN!!!!" gibi konu başlıkları refleks olarak görmezden gelinir). Acınızın ne kadar büyük olduğunu anlatarak bizi etkilemeye çalışmayın. Bunun yerine sorununuzu tanımlayan kısa bir açıklama yazın.
Konu başlıkları için kabul edilen ve teknik organizasyonlar tarafından sıklıkla kullanılan yöntem, "nesne - sapma" yöntemidir. "Nesne" bölümünde neyin ya da hangi grubun sorunlu olduğunu, "sapma" kısmında meydana gelmesi beklenen ama şartlar olgunlaşmadığı için meydana gelmeyen davranışların açıklaması yer alır.
Salak
İMDAT! Dizüstümün ekranı düzgün çalışmıyor!
Zeki
XFree86 4.1 fare imleci kötüleşti; Fooware MV1005 video yongaseti
Daha zekice
Fooware MV1005 video yongasetinde XFree86 4.1'de fare imleci - kötüleşti.
"nesne - sapma" şeklindeki bir ileti, sizin problemi tanımlamanızda oldukça faydalı olacaktır. Neler etkilendi? Sadece fare imleci mi yoksa diğer grafik görüntüleri de etkilendi mi? Bu sadece XFree86'nın 4.1 sürümüne özgü bir şey mi? Bu Fooware grafik yonga setine özgü mü? Model MV 1005'de oluyor ama diğer modellerde durum nedir? Bu sonuçları gören bir üstat, sizin sorununuzun ne olduğunu ve sorunun nereden kaynaklandığı bir bakışta anlayabilir.
Daha genel olarak, sadece sorulan soruların konu başlıklarının göründüğü bir arşivin indeksine baktığınızı düşünün. Konu başlığınızın sizden sonra benzer bir sorun yaşayacak kişinin soruyu tekrar sormak yerine sizin postanızı takip etmesini sağlayacak kadar açıklayıcı olmasını sağlayın.
Eğer bir iletiyi cevaplayarak bir soru soruyorsanız, ileti başlığını değiştirdiğinizden emin olun. "Re:test" ya da "Re: yeni hata" gerekli etkiyi yaratmayacaktır. Ayrıca önceki iletiden yapılan alıntılar, yeni okuyucular için iyi birer ipucu olacaktır.
Tamamen yeni bir konu için, eski bir iletiyi cevaplamakla yetinmeyin. Bu sizin izleyicilerinizi azaltır. Bazı posta okuyucuları, örneğin mutt, kullanıcılara konulara göre iletileri düzenleme ve aynı başlık altında gizleme şansı verir. Böyle bir durumda, sizin eski konu başlığı ile giden iletiniz gerekli ilgiyi asla göremeyecek demektir.
Sadece konu başlığını değiştirmek yeterli değildir. Mutt ve diğer posta okuyucuları iletinin başlık kısmındaki diğer bilgilere bakar ve bu iletinin hangi konuya ait olduğuna bu şekilde karar verirler. Onlar için konu başlığı önemli değildir. Bu nedenle, yeni bir konu için, yeni bir ileti gönderin.
Web forumlarında bu durum biraz daha farklıdır. Çünkü mesajlar özel tartışma konularına göre gösterilir ve bu başlıkların dışında genellikle görünmezler. Soru sorarken cevap verilen konunun başlığı değiştirmek işe yaramaz. Hatta bazı forumlar cevapların ayrı başlıkları olmasına izin bile vermez, izin verilse bile neredeyse kimse bu başlıkları okumaz. Cevaplarken sorucağınız soruları sadece o konuyu izleyenler görebileceğinden sorunuzu sadece o insanlara sormak istemiyorsanız yeni bir konu başlatın.
Cevaplanması kolay olsun
İletinizi "lütfen cevabınızı şu adrese gönderin..." şeklinde bitirmeniz bir cevap almanızı zorlaştırır. Eğer siz bir kaç saniye ayırıp iletinizin Yanıtla bölümünü değiştirmek için uğraşmazsanız biz de sizin probleminiz üzerinde bir kaç saniye uğraşmayız. Şayet posta istemciniz buna izin vermiyorsa, daha iyi bir uygulama bulun. Şayet işletim sisteminiz posta istemcilerinin bunu yapmasını desteklemiyorsa, daha iyi bir işletim sistemi bulun.
Forumlarda yanıtı eposta ile istemek, eğer bilginin hassas olabileceğine (ve birinin bilinmeyen bir nedenle bütün forumun değil sizin bilmenize izin vereceğine) inanmıyorsanız yapmamanız gereken bir şeydir. Sorunuza cevap verildiğinde bir eposta almak istiyorsanız bunu neredeyse bütün forumların "konuyu takip et" veya "cevaplarda eposta gönder" seçeneklerini kullanarak gerçekleştirebilirsiniz.
Açık, dilbilgisi kurallarına uygun ve sözdizimlerine dikkate ederek yazın
Deneyimlerimiz sonucu ilgisiz ve dağınık kişilerin, genellikle, düşünme ve kodlama işlerinde de ilgisiz ve baştan savma davrandıklarını öğrendik. Bu tür insanların sorularına cevap vermenin bir ödülü yoktur. Bu nedenle zamanımızı başka yerlerde harcamayı tercih ederiz.
Bu nedenle sorunuzu açıkca ve düzgün bir biçimde ifade etmeniz çok önemlidir. Şayet bunu yapmaya niyetiniz yoksa, bizden sizin sorununuza eğilmemizi beklemeyin. Kullandığınız dili "parlatmak" için biraz çaba harcayın. Çok resmi ve katı olmak zorunda değilsiniz. Aslında üstat kültürü; esprili, bilgilendirici ve argo yapıya değer verir. Fakat bunlar tam olmalıdır. Düşündüğünüze ve dikkatinizi bir şeylere yoğunlaştırdığınıza dair izler taşımalıdır.
Sözdizimleri, noktalama işaretleri ve büyük-küçük harf kullanımdaki doğruluklar önemlidir. "yanlız" değil "yalnız", "yada" değil "ya da", "tabi ki" değil "tabii ki"... Her şeyi BÜYÜK HARFLER İLE YAZMAYIN! Büyük harfler bağırmak anlamına gelir ve pek hoş karşılanmazlar. (Tamamen küçük harflerle yazmak biraz daha az can sıkıcıdır çünkü onların da okunmaları zordur. Alan Cox bu kurala uymayabilir ama sizin böyle bir hakkınız yoktur.)
Daha genel olarak eğer eğitimini tamamlamamış biri gibi yazarsanız, muhtemelen kimse sizi ciddiye almaz. Bir "alemin en bitirim netvörkcüsü" gibi yazmak ise ölüm öpücüğünü garanti eder ve büyük bir sessizlik ile ödüllendirilirsiniz. Veya en iyi ihtimalle, yığınla hakaret ve aşağılama alırsınız.
Şayet ana diliniz harici bir dil ile sorunuzu sormak zorundaysanız, bazı yazım ve dilbilgisi hataları kabul edilebilir - ama tembel birinin yapacağı hatalar değil (evet bunu ayırt edebiliriz). - Cevabın hangi dilde olacağını bildiğiniz durumlar hariç, ingilizce kullanın. Oldukça meşgul olan üstatlar, anlamadıkları dillerdeki soruları yok saymaya meyilli insanlardır. İngilizce İnternet'te her zaman için geçerli olan dildir. İngilizce yazarak, sorunuzun okunmadan kalması riskini azaltmış olursunuz.
Soruları erişilebilir, standart biçemlerde gönderin
Şayet sorunuzu okunması zor bir hale getirirseniz, yardım alma şansınız azalacaktır. Bu nedenle:
  • İletilerinizi düz metin halinde gönderin, HTML şeklinde değil. (HTML seçeneğini kapatmak zor bir şey değildir)
  • MIME eklentileri genellikle kabul edilebilir şeylerdir ama içerikleri sorununuz ile alakalı olmalıdır. Örneğin; eklenmiş bir kaynak dosyası veya yama olabilir. Posta istemciniz tarafından otomatik üretilmiş mesajlar olmamalıdır. Örneğin, gönderdiğiniz iletinin bir kopyası gibi.
  • Bütün iletiyi tek bir satır halinde göndermeyin. Bu mesajınıza cevap vermeyi zorlaştıracaktır. Unutmayın ki karşınızdakiler 80 karakterlik genişliğe sahip metin görüntülemesine sahiptirler ve sizin satırlarınızı 80'den az karakterli bir şekle sokarlar.
  • Hata iletileri veya kayıt dosyalarını oldukları gibi gönderin, sakın metinin içine sıkıştırmayın. Karşınızdakiler, bu çıktıları tıpkı sizin gördüğünüz gibi görmelidirler.
  • MIME Quoted-Printable kodlama ile bir foruma ileti göndermeyin. Bu kodlama, sadece ASCII kodlama sisteminin kapsamadığı bir dil ile ileti gönderirken gereklidir. Ama pek çok posta alıcısı bu kodlamayı desteklemez. Bu durumda iletiniz içinde "=20" şeklinde gariplikler görürsünüz. Bu da iletiyi okunmaz ve çirkin bir görünüme sokar.
  • Asla, üstatların Microsoft Word ya da Excel gibi kapalı kodlu belge formatlarını okuyabileceklerini ümit etmeyin. Pek çok üstat, böyle bir durumda, kapınızın önünde bir yığın domuz pisliği bulduğunuz zaman vereceğiniz tepkiyi verir.
  • Şayet bir Windows makinasından ileti gönderiyorsanız, Microsoft'un aptal "Smart Quotes" özelliğini kapatın. Böylece postanızın içine saçma sapan karakterler yerleştirilmesini önlemiş olursunuz.
  • Forumlarda "gülen suratları" ve "HTML" özelliklerini kullanmaktan kaçınmayın. Bir veya iki gülen surat genellikle problem olmasa da rengarenk yazılar insanların sizinle ilgili kötü bir izlenime sahip olmalarına neden olur. Çok fazla gülen surat, renkli ve değişik fontta yazılar sizin cevaptan çok görünüşle ilgilendiğinizi düşündürür.
Şayet grafik arabirimli bir posta alıcısı kullanıyorsanız (Netscape Messenger, MS Outlook veya benzeri), öntanımlı ayarlar ile bu kuralların çiğnenme ihtimali olduğunu unutmayın. Bu tür istemcilerin pek çoğunda "kaynağı görüntüle" menü komutu bulunur. Bu özelliği düz metin dosyaları gönderdiğinizden emin olmak için kullanabilirsiniz. Giden iletiler dizininde gereksiz karakterler ile dolu postalar olup olmadığını araştırabilirsiniz.
Sorununuz hakkında tam ve aydınlatıcı iletiler yazın
  • Sorununuz veya yazılım hataları için bulgularınızı dikkatli ve ayrıntılı olarak tanımlayın.
  • Sorunun meydana geldiği ortamı tanımlayın (ne tür bir makina, hangi işletim sistemi, hangi uygulama, vs.). Kullandığınız dağıtımı ve sürümünü belirtin ("Fedora Core 4" veya "Slackware 9.1" gibi)
  • Soruyu sormadan önce yaptığınız araştırma ve incelemeleri belirtin.
  • Sorunu çözmek amacı ile uyguladığınız basamakları tanımlayın.
  • Sorun ortaya çıkmadan önceki, muhtemel yazılım ve donanım değişikliklerini bildirin.
Bir üstadın size sorabileceği şeyleri önceden kestirip cevaplamak için elinizden gelenin en iyisini yapın.
Simon Tatham Yazılım Hatalarını Etkili Bir Şekilde Nasıl Bildirmeli isimli bir makalesi bulunmaktadır. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Boyut herşey değildir
Açıklayıcı ve kesin olmalısınız. Bunu, sayfalar dolusu kodlar veya hata iletileri göndererek yapamazsınız. Şayet yazılımda sorun yaratan büyük ve karmaşık bir test durumuna sahipseniz, göndermeden önce bunu budamaya ve sadece gerekli kısımları göndermeye çalışın.
Bu en azından üç sebepten dolayı yararlıdır. Bir: Sorunu basitleştirmek için çaba göstermiş olmak ki, sorunuza bir cevap alma ihtimalinizi artırır. İki: Sorunu basitleştirmek ki, işe yarar bir cevap alma ihtimalinizi artırır. Üç: Hata raporunu basitleştirmek ki, bu esnada sorununuza kendiniz bir çözüm üretebilirsiniz.
Bir yazılım hatası bulduğunuzu iddia etmeyin
Kesinlikle emin olmadığınız sürece, bir yazılım ile sorununuz olduğu durumlarda, bir yazılım hatasını bulduğunuz iddiası ile ortaya çıkmayın.
İpucu
Problemi çözecek bir kaynak kodu yaması yazamadığınız veya eski bir sürümde test edip, hatanın kaynağının ne olduğunu ispatlamayı beceremediğiniz sürece muhtemelen yeterince emin değilsinizdir. Bunu web sayfalarına ve belgelere de uygulayabilirsiniz; bir belgelendirme "hatası" bulabilmeniz için onun yerine yazılacak metni hazırlayabilmeniz gerekir.
Unutmayın ki, sizinle aynı sorunu yaşamayan pek çok kullanıcı daha vardır. Şayet bu genel bir hata olsaydı, interneti ararken ya da uygulamanın kılavuzlarını okurken bu sorunla karşılaşmış olurdunuz (şikayet etmeye başlamadan önce bunları yaptınız değil mi?). Bu da sorunun büyük ihtimalle yazılımdan değil sizden kaynaklandığı anlamına gelir.
Bu uygulamaları yazan insanlar, bunların düzgün çalışması için ellerinden gelenin en iyisini yapmaktalar. Şayet bir yazılım hatası bulduğunuzu iddia ederseniz, bu insanların bir şeyleri yanlış yaptığını iddia etmiş olursunuz. Bu, o insanlara suçladığınız anlamına gelir ve onları genellikle gücendirirsiniz. Konu satırında "YAZILIM HATASI" olan bir ileti hiç hoş durmaz. Hatta yazılım hatası konusunda haklı olsanız bile.
Sorularınızı yazarken, bir hata bulduğunuzdan kesinlikle emin olsanız bile bir şeyleri yanlış yaptığınızı düşündüğünüzü belirtmek en iyisi olacaktır. Eğer gerçekten bir hata varsa alacağınız cevapta bunu duyarsınız. Şayet oyunu kurallarına göre oynarsanız, programcılar sizden özür dileyecektir. Bu sizin "hata var" diye ortaya çıkıp sonunda rezil olmanızdan daha iyidir.
Yalakalık, ev ödevleriniz yerine geçmez
Kaba ve ukala bir durumla karşılaşmak istemeyen bazıları, yalakalığın boyutunda yeni çığırlar açarlar: "Evet biliyorum, ben doğuştan zavallı bir insanım" diye başlayan iletiler yazarlar. Hele ki bu tür cümleler, ileti içinde arttıkça gerçek sorundan gittikçe uzaklaşılır.
Ne kendi zamanınızı, ne de bizimkini böyle şeylerle harcamayın. Bunun yerine, sorunu açıklamaya çalışın ve sorunun oluşmasına sebep olan olayları belirtin. Bu şekilde bir davranış, yalakalık yaparak elde edebileceğinizden, daha iyisini elde etmenizi sağlar.
Bazı forumlarada acemiler için ayrılmış kısımlar olur. Eğer sorunuzun acemice olduğunu düşünüyorsanız oralara sorun ama oralarda da yalakalanmayın.
Problemin belirtilerini tanımlayın, kendi tahminleriniz değil
Sorunun nelerden kaynaklandığını düşündüğünüzü söylemek, üstatlara yardımcı olmaz. (Madem ki sorunun kaynağını biliyorsunuz, o halde kendi başınıza çözümü de bulabilirsiniz, değil mi?) Bu nedenle, teorileriniz yerine, problemin belirtilerini söyleyin ve üstatların yorum ve teşhis yapmasına izin verin. Eğer tahmininizi söylemenin önemli olduğunu hissediyorsanız, onu açıkça dile getirin ve bu çözümün neden işe yaramadığını açıklayın.
Salakça
Çekirdek derlerken ardarda SIG11 hata sinyali alıyorum. Ana kartımdaki aygıtlardan birinin bağlantılarının koptuğunu sanıyorum. Bunu sınamanın en iyi yolu nedir?
Akıllıca
K6/233, FIC-PA2007 anakart (VIA Apollo VP2 yongasetli), 256MB Corsair PC133 SDRAM donanımlı sistemimde, çekirdek derlemeye çalışıyorum. Derleme işleminin ilk 20 dakikasından sonra sürekli olarak SIG11 hatası alıyorum ama ilk 20 dakika hiçbir hata vermiyor. Sistemi yeniden başlatmak bu sürecin tekrarlanmasına sebep vermiyor ama geceleri sistemi kapattıktan sonra sabah açınca bu olaylar tekrar başlıyor. RAMleri değiştirmek bir sonuç vermedi. Aşağıda derleme işleminin kayıtları var.
Problemin belirtilerini çıkış sırasına göre belirtin
Yanlış giden bir olayın teşhisindeki en önemli ipucu, olayların sıralamasında yatar. Bu nedenle, siz ne yaptınız, sistem buna ne cevap verdi ve sonra ne oldu şeklinde bir ileti işimizi oldukça kolaylaştıracaktır. Komut satırından yaptığınız işlemlerde oturum kayıtlarını tutmak ve bu kayıtların konu ile alakalı yirmi ya da daha az satırını postanız ile birlikte göndermek oldukça yararlı olacaktır.
Şayet sorun yaratan sürecin ayrıntılı bilgi veren bir seçeneği varsa (verbose için -v gibi) bu seçenekleri kullanırken, nasıl en yararlı bilgileri alabileceğinizi düşünün ve işimize en çok yarayacak şekilde kayıt elde etmeye çalışın. Her zaman daha fazlanın kayıtın daha yararlı olmayacağını unutmayın, okuyucuyu kalabalığın içinde bırakmaktansa bilgilendirici bir hata ayıklama seviyesi seçmeye çalışın.
Oldukça uzun bir çıktı ile karşılaşırsanız (örneğin 4 paragraftan daha uzun), bu çıktıda problem ile ilgili bölümleri yukarıda belirtmek ve daha sonra tarihsel akışı takip etmek daha uygundur. Bu şekilde, üstatlar neye bakmaları gerektiğini bilebilirler.
Amacınızı belirtin, yaptıklarınız değil
Şayet derdiniz bir şeyin nasıl yapılacağını bulmak ise (hata raporlamasının tam tersi bir davranışla) amacınızı belirtmekle işe başlayın. Daha sonra tıkandığınız noktaya giden adımları tarif edersiniz.
Teknik yardıma ihtiyaç duyan kişiler, genellikle, büyük bir amaça sahip olan ve gittikleri yolun doğru olduğunu düşünüp oraya saplanmış kişilerdir. Onlar yaptıkları basamakları anlatmakla işe başlarlar ama gittikleri yolun yanlış olabileceğini hiç düşünmezler. Bu yeteneği kazanmak epeyce çaba gerektirir.
Aptalca
FooDraw programında altılık RGB değerleri için renk seçiciyi nasıl kullanmalıyım?
Zekice
Bir resim üzerine kendi istediğim değerlerdeki bir renk tablosunu yerleştirmeye çalışıyorum. Şu an için tek yol her bir tablo bölümünü ayrı ayrı düzenlemek gibi görünüyor. Fakat FooDraw'ın renk seçicisini altılık RBG değerleri almak için kullanamıyorum.
İkinci soru daha iyi sorulmuş bir sorudur. Muhtemelen daha iyi bir araç tavsiyesi alacaktır.
İnsanlardan özel mesajla cevap vermelerini istemeyin
Üstatlar sorun çözmenin kamusal bir olay olduğuna inanırlar. Genele sorulan soruya verilen ilk cevabın yanlış veya yetersiz olduğunu anlamak ve doğrusunu belirtmek daha uygun bir davranış olarak kabul edilir. Ayrıca soruların genele sorulup, genelden cevap verilmesi üstatların bilgi ve becerilerini göstermelerinin ve hak ettikleri ödülü almalarının tek yoludur. Eşitler arasındaki saygınlığın artması üstatların tek kazancıdır.
Cevabı özel mesajla istediğinizde hem sürece hem de ödüle engel olmuş olursunuz. Bunu asla yapmayın. Cevabı özel mesajla vermek yanıtlayanın tercihidir. Eğer böyle birşey yaparsa bunun nedeni büyük olasılıkla sorunun cevabının başkalarının ilgisini çekmeyecek kadar açık olduğunu düşünmesidir.
Bu kuralın tek bir istisnası vardır. Şayet sorduğunuz soruya birbirine benzer pek çok cevap alacağınızı düşünüyorsanız, bu durumda; "bana iletin, ben cevapları grup için özetleyeceğim" şeklinde bir yaklaşım gösterebilirsiniz. Listeyi ve haber grubunu benzer içerikli iletilerden kurtarmak kibar bir davranıştır ama verdiğiniz özetleme sözünü tutmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.
Sorunuz hakkında açık olun
Ucu açık sorular, zaman kaybına sebep olan şeyler gibi algılanırlar. Size en yararlı cevabı verebilecek kişiler aynı zamanda büyük olasılıkla en meşgul olanlardır. Bu insanlar zaman kaybına karşı tahammülsüzdür ve bu tür sonu belirsiz sorulara karşı da tahammül göstermezler.
Eğer sorununuz açık seçik ifade ederseniz, muhtemelen işinize yarar bir cevap alabilirsiniz. Karşınızdaki insanların ne yapmasını beklediğinizi açıkça ifade edin. Böylece, üstatlar sizin sorunuza ve ihtiyacınıza yoğunlaşabilir, zaman ve enerji kaybının önüne geçilmiş olur. Bu iyi bir şeydir.
Uzmanların yaşadığı bir dünyayı anlayabilmek için, kısıtlı kaynaklara ve zamana sahip biri gibi düşünün. Sorunlarınızın çözülmesi için talip olduğunuz başkalarının zamanı ne kadar az olursa, gerçekten uzman ve meşgul birilerinden iyi bir cevap alma ihtimaliniz o kadar artar.
Bir uzmanın düzeltmesini istediğiniz bölümün sebep olacağı zamanı en aza indirerek, sorunuzu açıklayıcı bir dil kullanmak oldukça faydalıdır. Örneğin; "X'i iyi bir şekilde açıklayacak iyi bir tavsiye verebilir misiniz?" sorusu, "bana X'i açıklar mısınız?" sorusundan daha akıllıca bir sorudur. Çalışmayan bir kodunuz varsa, birilerinden onu düzeltmelerini istemektense, kodun neresinde hata olduğunu söylemelerini istemek daha iyidir.
Ödevlerinizi soru olarak göndermeyin
Üstatlar, ev ödevi sorularını tespit etmekte oldukça iyidirler. Pek çoğumuz bu soruları kendimiz çözdük. Bu sorular sizin çözmeniz için verilmiştir. Bu soruları çözerek deneyim kazanmanız amaçlanmaktadır. İpucu istemek kabul edilebilir ama bütün çözümü asla istemeyin.
Bir ödevi geçmiş ama bir soruyu çözememişseniz onu bir kullanıcı grubu forumuna ya da bir projenin "kullanıcı" listesine/forumuna sormayı deneyebilirsiniz. Üstatlar ödevinizi ayırt edecektir ama belki üst düzey kullanıcıların bazıları en azından ipuçları verebilirler.
Anlamsız kayıt bölümlerini çıkarın
"Birileri bana yardım edebilir mi?" ya da "Herhangi bir cevap var mı?" gibi anlamsız soru cümleleri kurmanın dayanılmaz hafifliğine karşı sabırlı olun. İlk olarak: Bu şekilde yarım yamalak bir soru sormakla dünyanın en gereksiz işini yapmış olmaktasınız. İkinci olarak: Üstatlar bu gereksizliklere oldukça kızar ve tepki gösterirler. Muhtemelen mantıksal olarak kusursuz ama işe yaramaz bir cevap alırsınız: "Evet burada size yardımcı olabilecek birileri var" ya da "Size yardım edecek kimse yok" gibi.
Genel olarak; evet-hayır cevapları almak istemiyorsanız, evet-hayır soruları sormayın.
İletinizi sizin için çok acil olsa bile, çok acil diye işaretlemeyin
Bu sizin sorununuz, bizim değil. Çok acil olduğunu iddia eden sorular, muhtemelen karşı tepki doğurur: pek çok üstat bu tür bir soruyu derhal silecektir. Çünkü bu tür davranışları kaba ve bencil bir davranış türü olarak kabul ederler.
Bu noktada bir yarım istisna olabilir. Çok önemli ve büyük bir yerde, bu üstatların ilgisini çekebilir, kullandığınız uygulamayla ilgili bir sorununuz varsa, zaman kısıtlaması içindeyseniz ve durumu nazikçe anlatırsanız, insanlar sizin sorununuzla daha çabuk ilgilenebilirler.
Yine de bunu yapmak oldukça riskli bir iştir. Sizin önceliklerinizle, üstatların öncelikleri genellikle farklıdır. Uluslararası uzay istasyonundan gönderilen bir ileti acil ve önemli kabul edilebilir fakat yarım yamalak işler yapan bir hayır kurumundan veya politik kurumdan gelen bir ileti kabul görmeyecektir. Aslında "Acil: yavru fok balıklarını kurtarmama yardım edin!" başlıklı bir ileti, yavru fok balıklarının önemli olduğunu düşünen üstatlar tarafından bile önemsenmeyecektir.
Bunu oldukça garip bulduysanız, sorunuzu göndermeden önce, bu kılavuzun geri kalanını tekrar tekrar okuyun.
Nezaket asla yaralamaz ve bazen oldukça yararlıdır
Kibar olun. "Lütfen", "Dikkatiniz için teşekkürler" veya "Yardımlarınız için sağolun" gibi cümleler kurun. İnsanların, size yardım etmek için harcadıkları zamana değer verdiğinizi açıkça gösterin.
Dürüst olmak gerekirse, bu asla, dilbilgisi kurallarına uygunluk, açıklayıcı ve net olmak, sorunu tam olarak tanımlamak, tescilli markalardan uzak durmak, vb.. kadar önemli değildir. Üstatlar, kibar ama karmakarışık hata raporları yerine, biraz kaba saba ama teknik olarak mükemmel hata raporları almayı tercih ederler. Şimdi bu da size karışık görünebilir. Unutmayın ki, üstatlar, kendilerine bir şeyler öğreten sorulara daha fazla önem verirler.
Bununla birlikte, teknik sorunlarınız süreklilik arz ediyorsa, kibarlık cevap alma şansınızı artıran bir unsur olacaktır.
(Bu noktada şunu belirtmemiz gerekir: bu NASIL belgesiyle ilgili kıdemli üstatlardan aldığımız tek itiraz; peşinen teşekkür edin bölümü idi. Bazı üstatlar bu teşekkürün, daha sonra kimseye teşekkür etmeyin anlamına geldiğini düşünmekteler. Bizim önerimiz: peşinen teşekkür edin ve daha sonra sizinle ilgilenenlere teşekkürlerinizi farklı bir şekilde tekrar belirtin. Mesela "İlginiz ve alakanız için sağolun", "Dikkate aldığınız için teşekkürler".)
Sorununuz çözüldükten sonra küçük bir not ile bildirin
Sorununuzun nasıl çözüldüğünü, küçük bir not yazarak, size yardımcı olanlara bildirin ve tekrar teşekkür edin. Şayet sorunuz bir listede ya da haber grubunda genel ilgiye maruz kalmışsa, bu listeye sonucu bildirin.
En iyisi, cevabı sorunun ilk sorulduğu listeye "ÇÖZÜLDÜ" şeklinde bir başlıkla iletmektir. "Sorun A" şeklindeki bir soruya, "Sorun A-ÇÖZÜLDÜ" şeklinde daha sonra gönderilecek bir cevap, sorunuzla ilgilenen ve değerli vaktini harcayan insanların, bu emeklerinin boşa gitmediğini göstermek açısından faydalı olacaktır.
Sorununuzun çözümünü belirten iletinin çok uzun olması gerekmez. Kısaca "sorun monitörün fişinin çıkmış olmasıymış" şeklinde cevap hiç yoktan iyi olacaktır. Aslında, kısa ve öz bir "sonuç bildirisi", çözüm gerçekten teknik detaylara dayanmadığı sürece, uzun bir iletiden daha iydir. Sadece sorunu çözen işlemlerin ne olduğunu belirtmek yeterli olacaktır.
Karmaşık sorunlar için, sorunun ayrıntılarının bir özetini göndermek uygun olacaktır. Sorunun son durumunu belirtin. İşe yarayan çözüm önerilerini belirtin. Size yardımcı olan kişilerin isimlerini belirtin: arkadaş kazanmanın en iyi yollarından birisi de budur.
Yukarıda belirtilen faydaların yanında, sorunun cevabını bildirmek, liste/forum/haber grupları arşivleri açısından ve bu sorunla boğuşan diğer insanların faydalanması açısından oldukça yararlı olacaktır.
Son olarak, ama asla en önemsizi olarak düşünmeyin, bu şekilde yazılmış bir not, bu soruna ilgi duymuş ve size yardım etmiş kişilerin tatmin duygusu elde etmesine yardımcı olur. Şayet bir tekniker veya üstat değilseniz, yardım istediğiniz üstatlar ve uzmanlar için bu duygunun çok önemli olduğu konusunda bize güvenebilirsiniz. Çözülememiş sorunlar düş kırıklığı yaratır. Üstatlar bu sorunların çözülmüş olduğunu görmeye can atarlar. Sorunların çözülmüş olduğu duygusunu üstatlara yaşatmak, size ileride meydana gelebilecek sorunların çözümünde çok büyük faydalar sağlayacaktır.
Unutmayın ki bu şekilde davranarak, gelecekte sizinle aynı sorunla karşılaşacak insanlara da yardımcı olmuş olmaktasınız. Bu sorunun ve çözümünün ileride başkaları için de gerekli olup olmayacağını kendinize sorun. Bu sorunun, bir kılavuzun veya bir SSS çalışmasının parçası olmayı hak edip etmediğini kendinize sorun. Şayet cevabınız evet ise, bu yamayı geliştiricilere gönderin.
Üstatlar arasında, bu tür davranışlar, törensel kibarlıklardan daha önemlidir. Bu oyunda diğerleri tarafından kabul görmek istiyorsanız, bu oldukça faydalı bir yöntem olabilir.
Tags: , , , | Categories: Etkinlik Posted by Editorial on 26.10.2014 01:39 | Yorumlar (0)

 

Bu yıl büyük bir heyecan ve etki yaratan Hosting Festivali'nin düzenlediği yerel etkinliklerden biri olan Hosting Festivali İzmir Workshop. İzmir'deki ve çevredeki Web Hosting profesyonellerini bir araya getiriyor.

Hosting Festivali sektördeki büyük bir açığı kapatarak profesyonellerin networking yapmasına, bir birlerini tanımasına, yaptıklarını herkese anlatmasına ve yeni projelere vesile olması açısından Web Hosting Türkiye olarak da destekliyoruz.

Hosting Festivali'nin Açıklaması

Hosting Festivali, Türkiye’de hosting sektörünü güçlendirmek, sektördeki şirket ve şahıslara bilgi vererek daha sağlıklı bir hosting sektörü yapılandırması oluşturmak amacı düzenlenen özel bir organizasyondur.

Bu yıl ilki düzenlenecek olan Hosting Festivali, sektör profesyonellerini bir araya getirmek amacıyla bilgi paylaşımını hedefleyen sektöre özel ilk ve tek organizasyondur.

Neden Hosting Festivali?

Ülkemizde hosting, sektör olma başarısını henüz elde edememiş bir iş koludur. Gerek yasal platformlarda gerekse reel sektörde söz sahibi olabilmek, dünyadaki gelişmeleri ve güncel konuları paylaşmak için hosting sektörüne özel organizasyonlara ihtiyaç olduğu aşikardır. 

2014 yılı itibari ile düzenlemeye başlanan Hosting Festivali’nin ilk yıl için hedefi sektördeki şirket ve şirket çalışanlarına dünyada ve ülkemizdeki durumları paylaşmak, ülkemizde hosting işinde faaliyet gösteren şirketlerin yaşadıkları sorunlara yönelik bilgi paylaşımı hedeflenmektedir. 

Hosting Festivali 2014’ün içeriği yasal sorunlar ve ticari olarak hosting işinin daha iyi ve daha profesyonel nasıl yapılabileceğine dair konular üzerine düzenlenmiştir. 

Festivale katılım hosting şirketi sahiplerine işin yapısı ve yasal sorunlara yönelik bilgiler, hosting sektörü çalışanlarına ise sektördeki kariyer fırsatları, yasal sorunlarda uzmanlaşabilecekleri bilgiler katacaktır.

Yer

Mövenpick Hotel Izmir

Tarih

8 Kasım Cumartesi, 09:30

Program

Program henüz açıklanmamakla beraber. Web Hosting Profesyonellerine yönetlik olarak teknik ağılıklı olması bekleniyor. Sektörün önde gelen profesyonellerinin bilgi paylaşımı, donanım sağlayıcıların demoları ve güvenlik üzerine sunumların gerçekleştirileceğin bir etkinli olacak.

Kayıt

Bu etkinlik özel olarak belirli bir kitleyi hedeflediğinden hosting firmasında çalışan veya bu firmada yetkili profesyonellerin katılımı bekleniyor.

Daha Fazla Bilgi:

Sponsorluk detayları için sponsorluk@hostingfestivali.com adresine,  bilgi için bilgi@hostingfestivali.com adresine ulaşabilirsiniz.

Tags: , , , | Categories: Domain Posted by Editorial on 16.09.2014 19:26 | Yorumlar (0)

Bünyesinde barındırdığı 350.000+’e yakın aktif alan adı ile ,alan adı sektöründe yenilikçi çözümler üreten Natro Web Hosting , Akıllı Alan adı Sorgulama Sistemi’ni müşterilerinin hizmetine sundu.

Türkiye’de ilk olarak Natro Web Hosting tarafından sunulan bu sistem alan adı kullanıcılarının, web projeleri için en iyi alan adını kaydetmelerine olanak sağlayacak.

Yeni Natro Akıllı Alan adı Sorgulama Sistemi ,Natro.com üzerinden web projeleriniz için en iyi alan adını kaydetmenize olanak sağlar. Web projeleriniz için en ideal alan adı başkası tarafından alınmış olduğunda, size bu alan adını kaydetmenize olanak sağlayan ya da bu alan adı yerine kaydedebileceğiniz en iyi alternatifi sizlere uzantı ve anahtar kelime bazında sunan sistem, Türkiye’de ilk ve tek olarak Natro.com tarafından sunulmaktadır.

Akıllı Alan adı Sorgulama Sistemi Nasıl Çalışır ?

Projeniz için en ideal olduğunu düşündüğünüz ve natro.com üzerinden arattığınız alan adı başkası tarafından alınmış olduğunda , sistem size o alan adı ile ilgili uzantı ve anahtar kelime bazında en iyi alternatifleri sunar.
(Örn : Com,Net,Org) Ayrıca ilgili alan adı ,alanadları.com üzerinde, alan adı sahibi tarafından satılığa çıkarılmışsa, bu alan adını hakkında sizi bilgilendirir ve alan adını kaydedebilmeniz için aracılık eder .

Son olarak da aratmış olduğunuz “.com” ve “.net” alan adlarının süresinin bitim tarihi hakkında sizi bilgilendirerek backoder (Ön Sipariş) yapmanıza ve alan adı mülkiyetinin tarafınıza geçmesine olanak tanır. Sizde en web projenize uygun , en iyi alan adını kaydetmek için natro.com üzerinden sorgulama yapabilirsiniz

Tags: , , , | Categories: Güvenlik, Haber Posted by Editorial on 06.09.2014 03:08 | Yorumlar (2)
Tags: , , , | Categories: Haber Posted by Editorial on 06.09.2014 01:01 | Yorumlar (0)

IDC Çeyrek bazlı sunucu izleme raporuna göre sunucu seviyesinden en çok tercih edilen markaları listelemiş. Buna göre en çok kullanılan sunucu %35.7 ile HP olurken hemen arkasından %22.2 ile IBM geliyor. Ayrıntlı bilgiye aşağıdaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

* http://www.idc.com/tracker/showproductinfo.jsp?prod_id=7

Tags: , , | Categories: Domain Posted by Editorial on 04.09.2014 01:17 | Yorumlar (1)

İstanbul belediyesinin .ist ve .istanbul alanadı uzantıları için ICANN'e yapmış olduğu başvuru sonuçlandı ve taraflar sözleşme imzaladılar. Bu saydece İstanbul'da alanadı uzantısı olan şehirler arasına katılarak bu alanda da prestijli bir konum elde etti.

ICANN Başkanı Chehade:

ICANN Başkanı Fadi Chehade de yaptığı konuşmada “Ben İstanbul'da dünyayı gördüm. İstanbul'un başarısı kuzeyi, güneyi, batıyı ve doğuyu bir araya getirmesidir ve farklı birçok insanı bu şehirde buluşturmuştur. Dünyada birçok şehir gördüm ama İstanbul kendi kendini yenileyebilen, geçmişi koruyan, geleceğe de ihtiyacı olan bir şehir. İstanbul'un hiçbir şehri kopya etmesine gerek yok, İstanbul taklit edilen bir şehir” diye konuştu. (.İstanbul ve .ist) uzantılı alan adların İstanbul’un dijital dünyaya girmesini sağlayacağını vurgulayan Chehade, “Çünkü artık internete (.ist ve .istanbul) uzantılı web sitelerini ziyaret ettiğinizde İstanbul’da olduğunuzu anlayacaksınız” şeklinde konuştu.

Domain uzantılarının hangi fiyattan ve ne şekilde taılacağı, kimlerin kayıt etme hakkına sahip olacağı vene zaman kullanıma açılacağı ile ilgili henüz bir bilgi yok fakat İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konularla ilgili yetkilendireceği kuruluşla beraber mevzuatı hazırlayıp paylaşacağını bekliyoruz.

http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=22154#.VAcWn_l_sZk

Tags: , | Categories: Etkinlik Posted by Editorial on 30.08.2014 22:20 | Yorumlar (0)

Data Center Türkiye Konferansı (DCT 2014), Türkiye’de veri merkezlerine ilişkin, çok çeşitli konuların tartışılacağı bir platformdur. Data Center Türkiye organizasyonu tarafından gerçekleştirilecek bu kongrenin amacı, veri merkezleri parametrelerinin ve bilişim altyapı sektörünün tüm boyutları ile değerlendirilmesi ve en son gelişmeler ile uygulamaların pek çok açıdan tartışılıp, ele alınabileceği bir ortam oluşturmaktadır.

Kongreye, BT Yöneticileri, Veri Merkezi Yöneticileri, Danışmanlar, Veri Merkezi Dizaynı Yapanlar, Uygulama Yapan Sistem Entegretörleri, Üretici ve Tedarikçi Firmaların Yetkilileri, Akademisyenler, Bürokratlar ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcileri iştirak edecektir.